Christoph Sauser

Başarılarla dolu bir kariyeri gerisinde bırakan İsviçreli dağ bisikletçisi Christoph Sauser, bisiklete başlama öyküsünü, başarılarını ve Sakarya 2020 hakkında düşüncelerini paylaştı.

20 yıllık başarılı ve uzun bisiklet kariyerinin ardından emeklilik nasıl gidiyor?
Christoph Sauser:
Emekli oldum ama çalışmaya devam ediyorum. Üstelik bisiklete binmeye de devam ediyor ve Specialized Racing Team adına yarışıyorum. Yani hala yollardayım aslında. Bisikletin yanında yeni yeteneklerimi de keşfetmeye ve yeni deneyimler geliştirmeye çalışıyorum. Kahve işiyle ilgilenmeye başladım örneğin. Kahve dendiğinde ilk akla gelen ülke olan Kolombiya’ya gittim ve burada yeni uğraşımla alakalı çok iyi bağlantılar kurdum. İşin püf noktalarını öğrenmeye ve gerçekten güzel kahveler yapmaya çalışıyorum. Yine de bu yeni uğraş beni tam anlamıyla mutlu eden şey değil. Beni gerçekten mutlu eden hala bisiklete binebiliyor olmak.

Her şeyin en başına dönecek olursak, bisiklete başlama hikayenizi sizden dinleyebilir miyiz?
Christoph Sauser:
Küçüklüğümde okula bisikletimle giderdim. Üstelik sporu seven bir ailede büyüdüm; rollerhokey, futbol, güreş, kayak gibi pek çok farklı sporla uğraştım. Bisiklet ise o zamanlar sadece bir ulaşım aracıydı. 13 yaşımda ilk dağ bisikletimi aldığımda adapte olmam zor olmamıştı. ‘Off road’ fikri ve downhill’deki potansiyelimi gördüğümde çok heyecanlanmıştım. Rekabetçi sporlarla uzun süre iç içe olduğumdan dağ bisikletini de bu anlamda düşünmem, merak etmem oldukça doğaldı. 1991’de İsviçre’de düzenlenen Grand Raid Cristalp adında büyük bir dağ bisiklet yarışı vardı. İlk dağ bisikleti yarışım için oldukça eğlenceli görünüyordu. Birçok yarışçı ile Alpler’de güzel bir yolculuğa çıkacak olma deneyimi beni çok heyecanlandırmıştı. Sevdiğim bir arkadaşımın da zorlamalarıyla yarış lisansına başvurdum ve 1993 sezonuna Parkpre ekibinin bir üyesi olarak yarışmaya başladım. O yıl her şey mükemmel gitti. Nitekim kariyerimin sonraki beş yılı aynı takımla geçti.

1998’de ise başka bir hayalim gerçekleşti ve uluslararası Diamondback ekibi ile sözleşme imzaladım. O yıl aynı zamanda U23 Avrupa Şampiyonası’nı kazanmıştım. Bu başarın ardından sezon sonunda dünyanın bir numaralı ekibi Volvo-Cannondale’den bir teklif aldım. 2003 yılına dek bu takımla harika işler yaptık. Sonra biliyorsunuz emekli oldum.

Uzun yıllar boyunca dağ bisikletindeki gelişmelere yakından tanık olmuş biri olarak hem sporcular hem de kullanılan ekipmanlardaki değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Christoph Sauser:
Olağanüstü bir değişim söz konusu. Bisiklet sektörü oldukça yenilikçi; bu yüzden, sürekli var olanı yeniliyor ya da yeni bir şey üretiyor. Jantların genişliği, frenler, bisikletlerin ağırlıkları, daha geniş gidonlar, her şey değişti. Yıllarca alüminyum bisikletlerle alüminyum ekipmanlar kullanarak yarıştım. O zamanlar en iyisinin o olduğu düşünülüyordu, ancak şimdi neredeyse her şey malzemenin hafifliğinden kaynaklı karbon. Üstelik eskiden üçlü aynakol kombinasyonları kullanılırken şimdi önde 1 arkada 12 dişli ile yarışılıyor. Ekipmanlarla birlikte sporcular da değişti elbette.

Şüphe yok ki dağ bisikletinde uzmanlığınız maraton. Maraton branşında başarıyı getirecek en önemli kriterler sizce neler?
Christoph Sauser: Her şeyden önce maraton uzun ve bazen neredeyse dört veya beş bin metre tırmanmanızın gerektiği zorlu yarışlardır. Bu da öncelikle mental ve fiziksel anlamda iyi bir dayanıklılık gerektirir. Bunun yanında mutlaka yarışacağınız parkuru bilmelisiniz. Parkura göre gideceğiniz hıza ve tekniğinize karar vermeniz gerekir. Tabii ki tekniğinizin iyi olması ve motivasyonunuz da oldukça önemli.

Uzun ve başarılarla dolu bisiklet kariyerinizin en unutulmaz anı hangisi?
Christoph Sauser:
Sanıyorum olimpiyat madalyası kazandığım an. 2000 Sidney Olimpiyatları için favori gösterilen isimler arasında değildim ancak üçüncü oldum ve bronz madalyayı kazandım. Bir de Cross Country’de ilk kez dünya şampiyonu olmak benim için çok değerliydi. Ayrıca dünya şampiyonalarında yarıştığım yıllar boyunca aldığım ikincilik ve üçüncülükler de bir o kadar önemli ve unutulmazdı. Yıllar boyunca pek çok yarış koşuyorsunuz, antrenman yapıyor her türlü zorlu koşula katlanıyorsunuz. Bunların karşılığını iyi bir takımda, bu başarılarla elde etmek bisiklet kariyerimin en unutulmaz anlarıydı.

Kariyeriniz boyunca hiç Türkiye’de yarış koştunuz mu?
Christoph Sauser:
Evet koştum. Kapadokya’da gerçekleşen Avrupa Şampiyonası’nda yarışmıştım. Çok güzel ve özel bir yerdi gerçekten. Hala hatıralarımda yer tutar. Sportif anlamda da kariyerimin unutulmaz yarışlarından biri olarak kaldı. Çok özel bir kültüre sahip olan bir yerdi fakat çok sıcaktı ve gerçekten zor bir yarış geçirdiğimizi hatırlıyorum.

Bildiğiniz gibi Türkiye’nin Sakarya şehrinde 2020 yılında Dünya Dağ Bisikleti Maraton Şampiyonası düzenlenecek. Peki bir bisikletçi için dünya şampiyonluğu ne ifade eder?
Christoph Sauser:
Çok büyük bir başarı öncelikle. Üzerinize geçirdiğiniz o şampiyonluk mayosunun anlamı çok özel. Kesinlikle çok büyük motivasyon.

Maratonda üç, Cross Country’de iki kez dünya şampiyonu oldunuz. Dünya şampiyonu olmak profesyonel bir bisikletçi için ne ifade eder?
Christoph Sauser:
Her şeyi değiştiriyor; fakat eğer yalnızca bir kez dünya şampiyonu olsaydım da sonunda iyi bir yarış çıkarıp çıkarmadığıma bakardım. Dünya şampiyonu olmak elbette çok önemli, o unvanı almak, o unvanla anılmak çok değerlidir.

2020’de Türkiye, Sakarya’da gerçekleşecek olan UCI Dünya Maraton Şampiyonası hakkında düşünceleriniz neler?
Christoph Sauser: Daha önce Sakarya’da hiç bulunmadım ancak dünya şampiyonasının yapılması için iyi bir tercih gibi görünüyor. Sakarya, bisiklet için oldukça uygun bir bölge. Üstelik gelişmekte olan büyük bir şehir. Burada çok iyi bir organizasyon çıkarılacağına eminim. Zorlu bir parkurda geçen ilgi çekici bir şampiyona olacaktır.

Birçok dünya şampiyonası görmüş, deneyimli bir sporcu olarak; gerçekten iyi denebilecek bir dünya şampiyonası nasıl olmalıdır?
Christoph Sauser:
Öncelikle takımların ve sporcuların karşılanması çok önemli. Temelde bu hep unutulan bir ayrıntı oluyor fakat önemsenmesi gereken bir nokta. Hiç tanımadığı ya da bilmediği bir yere gelen katılımcılar için sıcak bir karşılama hoş bir izlenim yaratır. Bunun yanında tanıtım ve reklamın iyi yapılması gerekir. Yapılacak organizasyon eğlenceli olmalı ve beklentileri karşılayabilmeli. Tabii ki bir diğer önemli şey, iyi yapılan bir podyum seremonisi ve iyi bir sunucu. İzleyicilerin de çok önemli bir yeri var. Kalabalık bir ortam ve iyi bir ambiyans bu gibi organizasyonların olmazsa olmazdır.

Dağ bisikletine başlamak isteyen yahut yeni başlayan Türkiye’deki sporculara neler tavsiye edersiniz?
Christoph Sauser:
Öncelikle en önemli şey tutarlı olmak ve devamlılığı sağlayabilmek. İlk başlarda çok fazla hata yapacak ve belki bırakmak isteyeceksiniz. Fakat burada kendinize çok fazla baskı uygulamadan devam etmeniz çok önemli. Bunun bir iş değil, bir tutku olduğunu aklınızdan çıkarmamalısınız. Mükemmel olmayı beklemek en büyük yanılgıdır. Örneğin ben, çok küçük yaşta pek çok sporla uğraştım ve sonrasında bisiklete başladım. Çok fazla hata yaptım ve bunlardan çok şey öğrendim. Hata yapmalısınız, bu gerçekten önemli. Zayıf yönlerinizin üzerine gitmeli ve hata yapmaktan çekinmemelisiniz.